Maç Yorumu: Deportivo 4-5 Barcelona


La Liga'nın 8. hafta mücadelesinde Barcelona, Deportivo La Coruna deplasmanından Jordi Alba, Cristian Tello ve Lionel Messi'nin (3) golleriyle 5-4 galip ayrılarak, Real Madrid ile arasındaki sekiz puanlık farkı korudu.

Fabregas'ın günü

Barcelona, son haftalardaki birçok maçta olduğu gibi, yine ciddi eksiklerle çıktığı mücadelede her zamanki taktik formasyonunu korudu ve sahaya 4-3-3 dizilimi ile yayıldı. Dani Alves'in yokluğunda Montoya sağ beke yerleşirken, savunmanın merkezi Javier Mascherano ve Alex Song ikilisinden oluştu ve sol bekte ise Jordi Alba yer aldı.

Tito Vilanova orta alanda Xavi Hernandez'i dinlendirme opsiyonunu kullanırken, kaptanın rolünde Cesc Fabregas'ı kullandı. Pep Guardiola döneminde Xavi gibi değil de Andres Iniesta gibi olması beklenen ve bu rolde zorlanan Cesc, dün akşam oyunun merkezinde Barça kariyerinin en iyi futbolunu sergiledi. Fabregas'ı Sergio Busquets ve Iniesta tamamlarken, David Villa bu sezon ikinci kez ilk 11'de yer aldı. Cristian Tello alışık olmadığımız şekilde sağ kanatta kullanıldı, Lionel Messi ise sahte 9 ve klasik 10 arasında gidip gelen rolüyle sahaya sürüldü.

Mücadelenin ilk 25 dakikasında Deportivo, alanı daraltmadan blokları öne çıkarmak gibi bir intihar stratejisi belirleyince, kalesinde tam üç gol birden gördü. Tabii bu dönemde Barça, sezonun şimdiye dek olan bölümündeki en iyi futbolunu ortaya koydu. Tito Vilanova takımının, Guardiola takımına nazaran gösterdiği en belirgin farklılık olan direkt oyun stili, savunmayı zaaflar içinde bırakıyor olsa da, takımın hücumuna yeni boyutlar katıyor. Fabregas, "Xavi'den sonraki dönemi dert etmenize gerek yok" dercesine sazı eline alıp Alba'ya mükemmel bir asist yaptıktan sonra, Tello'nun golünde yaptığı boş koşuyla yıldız ismi sağ kanatta bomboş bıraktı. Arkasından Mascherano'dan aldığı top sonrasında Messi'ye mükemmel bir asist yaptı. Henüz 18 dakika geride kalırken skor 3-0 idi.

Katalan ekibinin rakibine bu denli büyük bir baskı kurduğu dönemde, sahadaki oyuncuların geçtiğmiz sezonki kötü alışkanlıklarından büyük ölçüde kurtulduklarını gördük. David Villa'nın varlığının pozitif etkisi de eklenince, hiçbir Barça oyuncusu sahada statik kalmadı. Fabregas ve Messi'nin önderliğinde, hücumlar merkezden itibaren şekillendikçe diğer futbolcular sürekli alan değiştirerek, Deportivo'nun savunma bloğunu zor durumlara soktular. Fakat 25. dakikadan itibaren bir takım gariplikler silsilesi baş göstermeye başladı.

Absürd penaltı ve sonrası

26. dakikada Riki, Javier Mascherano'nun topa kayma çabasını fırsat bilerek kendini yere bırakınca, hakem bu pozisyona aldandı ve bunun kural dışı bir müdahale olduğuna kanaat getirdi. Fakat Jose Paradas, bir yanlışı bir diğer yanlışla süsleyerek pozisyonun içerde gerçekleştiğine kanaat getirerek Deportivo'ya bir de penaltı hediye etmiş oldu. Pizzi penaltı atışını gole çevirdiğinde, Barça'nın ritmi biraz olsun bozuldu. Arkasından, Mascherano çok rahat kontrol edebileceği bir topta rakibe köşe atışı hediyesi sundu ve arkasından Victor Valdes'in büyük hatasıyla Bergantinos fileleri buldu. Skor bir anda 3-2'ye gelmişti ve Riazor'daki taraftarlar dahi buna inanamıyorlardı.

Cesc Fabregas, maçtaki etkinliğini 43. dakikada Messi'ye yaptığı muhteşem asistle kanıtlarken, Arjantinli yıldız, zayıf olduğu iddia edilen sağ ayağını muhteşem kullanarak Barça'yı soyunma odasına 4-2'lik üstünlükle götürdü.

Fakat, Paradas'ın saha içerisindeki anlamsız tavrı ve Deportivo'nun Tanrı katındaki talihi ikinci yarıda bambaşka boyutlara ulaştı. Penaltı pozisyonunun kahramanı Riki, Sergio Busquets'i karşısında görünce kendini bir defa daha yere bırakma ihtiyacı hissetti. Ne de olsa Busquets'in hikayesi yalancı çobandan ibaretti artık. Topun başına geçen Pizzi mükemmel bir vuruşla durumu 4-3'e getirirken Valdes, ikinci goldeki kadar hatalı olmasa da yine yeterli çabayı göstermiyordu.

Paradas Romero, şovu Fabregas ve arkadaşlarından almaya kararlıydı. Deportivo'nun birinci ve üçüncü gollerinde takımına kazandırdığı iki topla kahraman olan Riki, bu defa da sağ kanatta Mascherano'yla giriştiği pozisyonda Arjantinli oyuncunun dirseğinin, hiçbir şekilde kasıtlı olmayan bir halde suratına gelmesiyle kendini yere bıraktı ve yardımcı hakemin uyarısıyla, aslında faul bile olmayan pozisyon Mascherano'nun ikinci sarı kartla oyundan atılmasıyla sonuçlandı.

Xavi ve kontrollü futbol

Mascherano'nun oyundan atılmasının ardından Tito, oyuna müdahale etmek için fazla gecikmedi. David Villa, Cesc Fabregas ve Cristian Tello, yerlerini Pedro Rodriguez, Xavi Hernandez ve Adriano'ya bıraktılar. Fabregas'ın kariyerinin en iyi futbolunu ortaya koyarken oyundan alınması, oyuncunun yükselmekte olan özgüveni için pek olumlu olmasa da, Tito, eksik kalan takımda sahaya en iyi savunma oyuncusunu (Xavi) sürmek adına Iniesta ya da Cesc'ten birini feda etmek zorundaydı. Iniesta'nın top tutma becerileri, her ne kadar dün akşam bir hayli formsuz olsa da, Tito'nun tercih sebebi oldu.

Kondisyonu ve enerjisi yerinde Xavi, oyuna girdikten sonra Barça, direkt hücum stilinden vazgeçip kontrollü futboluna döndü. Fabregas'ın ve David Villa'nın çıkmasıyla ceza sahası arkasına yapılan koşular azaldı. Bir kişi eksik oynamanın verdiği dezavantaj, Tito'yu çözüme iten etmendi ve bunda başarılı da olundu. Atılan her beklenmedik golle birlikte direnci daha da artan Deportivo, rakip eksik olmasına rağmen topu ayağına almayı başaramadı. Bunu Real Madrid de başaramamıştı...

Lionel Messi, neden mükemmel bir futbolcu olduğunu, tek başına çaldığı top ve arkasından yaptığı harika koşu sonrasında attığı golle kanıtlarken, skor 5-3 oluyordu ve artık, maçın bittiği düşünülüyordu. Ama öyle olmadı ve gariplikler silsilesine bir yenisi daha eklendi. Maçın iyilerinden Alba, 79. dakikada kimsenin anlam veremediği şekilde kendi kalesine mükemmel bir gol atarken, Riazor sakinleri bir kez daha neşe içinde tezahürat etmeye başlıyordu. Öyle ya, 2008-09'da 4-3 biten Atletico Madrid maçından bu yana Barcelona'ya bir resmi maçta 4 gol birden atan ilk takım, Deportivo olmuştu; ama bunu nasıl yaptıklarını kendileri dahi bilmiyordu.

5-4'ün ardından Deportivo'nun direnci bir kademe daha yükseldi, diğer yanda kendi kalesine gol atan Jordi Alba ise soğukkanlılığını kaybetti ve özellikle son dakikalarda, Barcelona karakterine aykırı bir şekilde topu çoğunlukla gelişigüzel bir şekilde rakip yarı sahaya atma derdindeydi. Fakat Deportivo'nun talihi, Jose Paradas ve Riazor atmosferi, skorun bir kez daha değişmesi için yeterli olmadı. Mücadelenin ardından, hat-trick yapan Messi'ye maç topunu vermeyi reddeden Jose Paradas'ın Barça'ya bir garezi yoktu elbette; sadece büyük takımların maçında 'cesur' kararlar vererek sahne ışıklarını üzerine çekme hastalığına yakalanmıştı.

Lionel Messi, Barcelona kariyerindeki 21. hat-trick'e imza atarken, 2012 yılı içerisinde kulüp ve milli takım formasıyla toplamda 71 gole ulaşarak (59 - Barça, 12 - Arjantin), Pele'nin 1959'da elde ettiği 75 gollük rekoru kırmaya bir adım daha yaklaştı. Efsane oyuncu, aynı zamanda 2012 yılı içerisindeki 44. La Liga golünü attı ve Cristiano Ronaldo'nun 2011'de elde ettiği 43 gollük istatistiği de geride bırakmış oldu. Dün akşam Güney Amerika'da geçirdiği 1.5 haftalık milli ara nedeniyle yorgun görünmüş olsa da, maçı takımına kazandırmayı bildi.

Barcelona, sezonun en iyi futbolunu oynadığı maçta 4 gol birden yemiş olmasının anlamsızlığıyla evine dönerken, maçın kahramanlarından (!) Riki, "Bana göre maçı Messi kazandı. Dünyanın en iyi futbolcusuna sahipler ve farkı yaratan da bu oldu." diyerek, Arjantinli'yi kısa bir şekilde özetlemiş oldu.

Leave a Reply